<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Fıkra, En Komik Fıkralar, Fıkra Arşivi</title>
	<link>http://www.amabak.com</link>
	<description>En komik fıkralar</description>
	<pubDate>Fri, 16 May 2008 03:05:59 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Donald&#160;Rockwell</title>
		<link>http://www.amabak.com/donaldrockwell</link>
		<comments>http://www.amabak.com/donaldrockwell#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 02:05:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.amabak.com/donaldrockwell</guid>
		<description><![CDATA[Amerikalı Albay Donald Rockwell
Müslümanlığı niçin kabul ettim?
Müslümanlığın çok mantıki ve sade oluşu, camilerin insanı kendine çeken cazibesi, bu dine mensup olanların, dinlerine büyük bir ciddiyet ve muhabbet ile bağlanmış olması, bütün dünyada müslümanların günde beş defa aynı saatte büyük bir saygı ve ihlas ile secdeye kapanışı, benim üzerimde çoktan beri, büyük bir tesir yapmıştı. Fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikalı Albay Donald Rockwell</p>
<p>Müslümanlığı niçin kabul ettim?</p>
<p>Müslümanlığın çok mantıki ve sade oluşu, camilerin insanı kendine çeken cazibesi, bu dine mensup olanların, dinlerine büyük bir ciddiyet ve muhabbet ile bağlanmış olması, bütün dünyada müslümanların günde beş defa aynı saatte büyük bir saygı ve ihlas ile secdeye kapanışı, benim üzerimde çoktan beri, büyük bir tesir yapmıştı. Fakat bunlar, benim müslüman olmam için kafi gelmedi. Ben ancak, İslam dinini iyice tetkikden ve onda güzel, faydalı birçok hususlar buldukdan sonra müslüman oldum. Hayata ciddiyet, fakat aynı zamanda tatlılıkla bağlı olmak [ki Muhammed aleyhisselamın kendi hareket tarzıdır], işlerde müşavere etmek, insanlara daima merhamet ve şefkat ile muamele etmek, yoksullara yardım etmek, ilk defa olarak kadınlara da mal sahibi olma hakkını vermek gibi, o zamana göre en muazzam medeni inkılaplar, Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın kısa ve veciz sözleriyle ne güzel ifade edilmişdir! Muhammed aleyhisselam aynı zamanda Allahu tealaya tevekkül et, fakat deveni bağlamayı unutma! sözleri ile insanlara, Allahu tealanın kullarından evvela, her türlü tedbire başvurmalarını, icap edeni yapmalarını ve ancak ondan sonra, Allahu tealaya tevekkül etmelerini emir ettiğini bildirmekdedir. O halde, Avrupalıların iddia ettiği gibi, İslam dini, hiç bir iş yapmadan, her şeyi Allahu tealadan bekleyen miskinlerin dini değildir. İslam dini, herkese, önce elinden gelen her şeyi yapmasını ve ancak ondan sonra Allahu tealaya tevekkül etmesini emir eder.</p>
<p>İslam dininin, diğer dinlerdeki insanlara karşı gösterdiği adalet de, benim üzerimde çok büyük bir tesir yapmıştı. Muhammed aleyhisselam, müslümanların hıristiyanlara ve yahudilere karşı iyi muamele etmelerini emir ediyor.Kuran-ı Kerim ise, Adem aleyhisselamdan başlıyarak, Musa ve İsa aleyhimesselamın peygamberliğini kabul ediyordu. Bu hiç bir başka dinde olmayan bir yüce sadakat, büyük hakşinaslıkdır. Diğer dinlere inananlar, İslamiyet hakkında, akla gelmez fena şeyler söylerken, müslümanlar bunlara karşı kibarca mukabele ediyorlar.</p>
<p>İslamiyetin en güzel hususiyetlerinden biri de, onun kendini putlardan tamamiyle kurtarmış olmasıdır.Hıristiyanlıkda hala resmlere, heykellere, işaretlere tapılırken, İslamiyette hiç böyle bir şey yokdur. Bu da, İslamiyetin ne kadar saf, ne kadar temiz olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Allahu tealanın resulü olan Muhammed aleyhisselamın, sözleri ve öğrettiği hususlar, hiçbir değişiklik yapılmadan günümüze kadar gelmişdir. Allah kelamı olan Kuran-ı Kerim ise, vahy olunduğu gibi aynen muhafaza edilmiş ve Muhammed aleyhisselam zamanındaki berraklığını asla kaybetmemiştir. Hıristiyanların, İsa aleyhisselamın dinine yapdıkları gibi, İslam dinine birçok yalan yanlış hurafeler, efsaneler karıştırılmamıştır.</p>
<p>Beni müslüman olmağa götüren sebeblerden sonuncusu, İslamiyetde bulduğum metanet ve irade gücü oldu. İslamiyetde yalnız ruhun değil, aynı zamanda bedenin de temiz olması emir ediliyordu. Yemek yerken, tıka basa mideyi doldurmamak, senede bir ay oruç tutmak, her şeyde ölçülü hareket etmek, harcama yaparken, ne fazla, ne eksik sarf etmek gibi. Değil bugün, yarın da, bütün insanlara rehberlik edecek hususlar, insanlara en güzel bir tarzda telkin olunuyordu. Ben, müslüman memleketlerinin hemen hepsini ziyaret ettim. İstanbulda, Şamda, Kudüsde, Kahirede, Cezayirde, Fasda ve sair müslüman şehirlerinde, bütün hakiki müslümanların bu kaidelere riayet ettiklerini ve bundan dolayı hayatda huzura kavuştuklarını bizatihi gördüm. Onların, Allahu tealanın yoluna girmek için süslere, resimlere, heykellere, mumlara, müziğe ve benzeri şeylere ihtiyaçları yoktu. Allahu tealanın kulu olduklarını hissetmeleri ve kendilerini ona teslim etmeleri, onlara en büyük manevi huzur ve saadeti, lezzeti veriyordu.</p>
<p>İslam dinindeki hürriyet ve eşitlik, beni daima kendine çekmiştir.Müslümanlar arasında, en yüksek bir mevki sahibi ile en fakir bir kimse, Allahu tealanın huzurunda eşittir ve birbirinin kardeşi sayılır. Camide, müslümanlar yan yana ibadet ederler. Mevki sahibi olanlar için ayrılmış, özel yerler yoktur.</p>
<p>Müslümanlar, Allahu teala ile kul arasında hiç bir kimsenin bulunmadığına iman ederler. Müslümanlıkda ibadet, Allahu teala ile kul arasında yapılır. Günahlarını affettirmek için, din adamlarına başvurmazlar. Her müslüman kendi hareketinden, ancak kendisi sorumludur.</p>
<p>Müslümanlar arasındaki kardeşlik, bana hayatda çok defa yardımcı oldu. Bu din kardeşliği de, beni müslümanlığa götüren amillerden biridir. Nereye gitsem, bir müslüman kardeşimin bana yardım edeceğini ve üzüntülerimi benimle paylaşacağını biliyorum. Dünyada, ırk, renk ve siyasi düşünceleri birbirinden farklı olan bütün müslümanlar, birbirinin kardeşidir ve birbirlerine yardım etmeği kendilerine borç bilirler.</p>
<p>İşte, beni müslüman yapan sebepler bunlardır. Acaba bunlardan daha güzel ve ulvi bir sebep düşünülebilir mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/donaldrockwell/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Lala Mustafa Paşa&#160;</title>
		<link>http://www.amabak.com/lala-mustafa-pasa</link>
		<comments>http://www.amabak.com/lala-mustafa-pasa#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 03:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Bosna&#8217;nın Sokol kasabasında doğdu. Vezir olan büyük kardeşinin yardımı ile Yavuz Sultan Selim zamanında Enderun&#8217;a girdi. Berber olarak çalışırken, Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın dikkatini çekti. Daha sonra çeşnigir ve mirahorluk yaptı.  Manisa&#8217;da sancakbeyi olarak bulunan Şehzade Selim&#8217;in (Sultan İkinci Selim) lalalığına atandı. Bu görev sırasında Şehzade Selim&#8217;in kardeşi Bayezid ile arasının açılmasına sebep oldu. Lala [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bosna&#8217;nın Sokol kasabasında doğdu. Vezir olan büyük kardeşinin yardımı ile Yavuz Sultan Selim zamanında Enderun&#8217;a girdi. Berber olarak çalışırken, Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın dikkatini çekti. Daha sonra çeşnigir ve mirahorluk yaptı.  Manisa&#8217;da sancakbeyi olarak bulunan Şehzade Selim&#8217;in (Sultan İkinci Selim) lalalığına atandı. Bu görev sırasında Şehzade Selim&#8217;in kardeşi Bayezid ile arasının açılmasına sebep oldu. Lala Mustafa Paşa önce Van, sonra Erzurum, Halep ve Şam valiliklerine atandı. Ardından İstanbul&#8217;a gelerek Vezir oldu ve divana girdi.  </p>
<p>Bu sırada padişaha Kıbrıs&#8217;ın fethedilmesi gerektiğini kabul ettirdi. Kendisi de Serdar-ı Ekremliğe atandı. Bir yıl süren savaş sonunda Kıbrıs, 1570 yılında fethedildi. Açılan İran seferi dolayısıyla Erzurum kuvvetleri serdarlığına atandı. 1578 yılında İran ordusunu bozarak Tiflis&#8217;e girdi. Gürcistan ve Şirvan&#8217;ı aldı. 1580 yılına kadar doğuda kalan Lala Mustafa Paşa, Sokullu Mehmed Paşa&#8217;nın ölümü üzerine azledilerek İstanbul&#8217;a çağrıldı. İkinci Vezir olarak görevlendirilen Lala Mustafa Paşa, padişaha fikir vermek bakımından yardımcı oluyordu. Aynı yıl İstanbul&#8217;da vefat etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/lala-mustafa-pasa/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kazım&#160;Özalp</title>
		<link>http://www.amabak.com/kazimozalp</link>
		<comments>http://www.amabak.com/kazimozalp#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 00:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[1882de Köprülüde (Makedonya Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Titov Veles) doğan Kazım Özalp 1902de Harp Okulunu, 1905te Harp Akademisini bitirdi. İlk görev yeri olan Selanikte 36.Alayda görev yaparken İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi. 1909da 31 Mart Ayaklanmasının bastırılması hareketine, 1912de Balkan Savaşına katıldı. I.Dünya Savaşında Doğu Cephesinde Ruslarla savaştı ve rütbesi 1914te binbaşılığa, başarılarından dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1882de Köprülüde (Makedonya Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Titov Veles) doğan Kazım Özalp 1902de Harp Okulunu, 1905te Harp Akademisini bitirdi. İlk görev yeri olan Selanikte 36.Alayda görev yaparken İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi. 1909da 31 Mart Ayaklanmasının bastırılması hareketine, 1912de Balkan Savaşına katıldı. I.Dünya Savaşında Doğu Cephesinde Ruslarla savaştı ve rütbesi 1914te binbaşılığa, başarılarından dolayı da 1915te yarbaylığa, 1917de albaylığa yükseltildi. 1919da Kurtuluş Savaşı başlayınca Heyet-i Temsiliye kararıyla Kuzey Cephesi komutanlığına atandı; 1920de Aznavur Ayaklanmasını bastırdı. I.Dönem TBMMye Karesi milletvekili olarak girdi; 1921de olağanüstü yetkilerle Kocaeli bölge komutanı olarak görevlendirildi ve İzmit ile Adapazarını düşmandan geri aldı. Emrine verilen kolorduyla Sakarya Savaşına katıldı, gösterdiği başarı nedeniyle Eylül 1921de rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. 1921 sonunda kolordu komutanlığını bırakan Kazım Özalp, Ocak 1922de milli savunma bakanlığı görevini üstlendi ve aynı yıl korgeneral, 1926da orgeneral oldu; 1927de emekliye ayrıldı.</p>
<p>TBMMdeki yerini 1920den, siyasal yaşamdan çekildiği 1954e kadar aralıksız koruyan Kazım Özalp, 1924-1935 arasında TBMM başkanı, 1935-1939 arasında da ikinci kez milli savunma bakanı olarak görev yaptı. 1971-1972de yayımlanan Milli Mücadele adlı bir de kitap yazdı.</p>
<p>Kurtuluş Savaşının önde gelen adlarından asker ve siyaset adamı Kazım Özalp 6 Haziran 1968de Ankarada öldü.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>1.Atatürk&#8217;ten Anılar <br />
Kazım Özalp, Teoman Özalp <br />
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi &#8230; </p>
<p>1930&#8242;lu yıllarda çocuk yaşlarında olan, bugünün belirli yaş düzeyinin üzerindeki akranlarımdan bir kısmı, Atatürk&#8217;ü, bir kez uzaktan dahi görmüş olmayı, haklı olarak büyük bir mutluluk saymaktadırlar. Ben bu yönden gerçekten çok şanslı bir insanım. Babamın ona yakınlığı nedeniyle çok kereler Atatürk&#8217;le beraber olabilmek şansına eriştim. Bu ülkede yaşayan herkes, eğer Atatürk ile ilgili bir anısı varsa, bunu milletine mal etmeyi bir görev saymalıdır. Bu nedenle, her ne kadar çocuk yaşlarımdaki anılar da olsa, bazıları, büyük dersler alınacak değerdedir. Anılarımı bu kitap içerisinde ikinci bölüm olarak yayınlamayı mutlu bir fırsat sayıyorum. Ailemizin elinde bulunan ve bazıları bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan fotoğrafların, bu yayına bir katkı sağladığı inancındayım. Kitabın birinci bölümünü oluşturan babamın anılarında, kendi yazdıklarına aynen sadık kalınmış, ancak o devirde kullanılmakta olan Arapça kelimelerin bazıları, gençlerin daha iyi anlayabilmeleri için, bugün kullanmakta olduğumuz şekilde Türkçeleştirilmiştir. Belirli bir tarihten sonraki anılarda, soyadları ve kullanılmaya başlanmış bulunan yeni kelimeler kullanılmıştır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/kazimozalp/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmut&#160;Yıldırım</title>
		<link>http://www.amabak.com/mahmutyildirim</link>
		<comments>http://www.amabak.com/mahmutyildirim#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 02:05:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[1951 yılında Bingölde doğdu. Resmi kayıtlara göre gerçek isminden çok Ahmet Demir, Sakallı ve Yeşil kod adları ile tanınan Mahmut Yıldırım, 1973 yılında Bingöl&#8217;ün Genç ilçesi Jandarma Komutanlığı ile  ve MİT Tatvan Bölge Müdürlüğü ile çalıştı.1975&#8242;de Milli Görüş hareketi içine giren ve Elazığ Etibank Ferrokrom tesislerinde çalışmaya başlayan Yıldırım&#8217;ın MİT ile ilişkisi 1989&#8242;da kesildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1951 yılında Bingölde doğdu. Resmi kayıtlara göre gerçek isminden çok Ahmet Demir, Sakallı ve Yeşil kod adları ile tanınan Mahmut Yıldırım, 1973 yılında Bingöl&#8217;ün Genç ilçesi Jandarma Komutanlığı ile  ve MİT Tatvan Bölge Müdürlüğü ile çalıştı.1975&#8242;de Milli Görüş hareketi içine giren ve Elazığ Etibank Ferrokrom tesislerinde çalışmaya başlayan Yıldırım&#8217;ın MİT ile ilişkisi 1989&#8242;da kesildi. Bu tarihten sonra Jandarma ile çalışan Yıldırım, çok sayıda faili meçhul cinayete karıştığı iddia edildi.MİT&#8217;e önce Şemdin Sakık&#8217;ı sonra da Abdullah Öcalan&#8217;ı öldürmek için operasyon düzenlemeyi teklif etti ve bu teklif Mehmet Eymür&#8217;e ulaştıktan sonra Eylül 1994&#8242;de Yıldırım ile ilişkiye geçildi. </p>
<p>1995 yılı Ocak ayında Ankara&#8217;da gözaltına alındı ve Orhan Taşanlar tarafından sorgudan geçirildi. Kırılan kaburga kemikleri  Ankarada tedavi ettirildi. 23 Kasım 1996&#8242;da MİT tarafından alınan Metin Atmaca adına düzenlenmiş pasaport ile Budapeşte&#8217;ye gitti.24 Kasım&#8217;da  Mesut Yılmaz Budapeşte&#8217;de bir ülkücü tarafından yumruklandı. 28 Kasım&#8217;da aynı pasaport ile Türkiye&#8217;ye giriş yaptı. MİT ile ilişkisi   30 Kasım 1996&#8242;da kesildi. Yeni Ufuk gazetesinde Yeşil ile yapıldığı iddia edilen bir röportaj yayınlandı ancak fotoğrafların bir Özel Harekatçı polise ait olduğu ortaya çıktı. Mahmut Yıldırım&#8217;ın Abdullah Öcalana 6 Mayıs 1996 ve 23 Kasım 1996&#8242;da başarısız iki suikast girişiminde bulunduğu ve uçak yolculuğunu Beyrut&#8217;a yaptığı da iddia edildi.Öldürüldüğü ya da bir yerde gözaltında tutulduğu iddia edildiyse de akıbeti hakkında bir bilgi bulunmuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/mahmutyildirim/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mahmut Şevket Paşa&#160;</title>
		<link>http://www.amabak.com/mahmut-sevket-pasa</link>
		<comments>http://www.amabak.com/mahmut-sevket-pasa#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 23:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[HARBİYE NAZIRI SADRAZAM MAHMUT ŞEVKET PAŞA&#8217;NIN GÜNLÜĞÜ
Adem Sarıgül-IQ Yayınları 
FİLİPİNLİ MÜSLÜMANLARA OSMANLI YARDIMI (s.106)
26 mart salı 1913 günü harbiye Nezaretinden Bab-ıali&#8217;ye geldim Hüseyin Cahit Bey&#8217;i kabul ettim Bir müddet konuştuk. Sonra Hariciye nazırı Prens Sait Halim Paşa geldi. Sulh işlerini bir an evvel ele almamız icap ettiğini söyledi. Hükümet toplantısına girdim. Filipin Adaları Müslümanlarının geçenlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HARBİYE NAZIRI SADRAZAM MAHMUT ŞEVKET PAŞA&#8217;NIN GÜNLÜĞÜ<br />
Adem Sarıgül-IQ Yayınları </p>
<p>FİLİPİNLİ MÜSLÜMANLARA OSMANLI YARDIMI (s.106)<br />
26 mart salı 1913 günü harbiye Nezaretinden Bab-ıali&#8217;ye geldim Hüseyin Cahit Bey&#8217;i kabul ettim Bir müddet konuştuk. Sonra Hariciye nazırı Prens Sait Halim Paşa geldi. Sulh işlerini bir an evvel ele almamız icap ettiğini söyledi. Hükümet toplantısına girdim. Filipin Adaları Müslümanlarının geçenlerde halifeleri sıfatıyla Zatı Şahaneye gönderdikleri heyet hakkında konuştuk. Amerika Birleşik Devletleri Filipin müslümanlarının ayaklanmalarından şikayetçiydi. Filipinler&#8217;e bazı din adamları ve din kitapları göndermeye, Amerikalılarla iyi geçinmek nasihatinde bulunmaya karar verdik. Buna karşılık Amerika&#8217;dan da bazı meselelerde bizi desteklenmesini isteyecektik. Bu hususta Amerikan Sefiri ile görüşmek üzere sadaret müsteşarı  Adil bey&#8217;i vazifelendirdim&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>1 Mayıs 1913 (s. 186)<br />
Saat beşte hükümet toplantısı başladı. Nahiyeler kanununu, 36. Maddesine kadar müzakere ettik. Filipin Adalarına dört din adamımızı göndermeye karar verdik. Eski Hakan Sultan Hamit zamanında Filipinlere din adamaları göndermiş iyi neticeler almıştık&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>DÜYUN-I UMUMİYE&#8217;NİN DURUMU (s. 168)<br />
24 Nisan çarşamba sabahı Harbiye Nezareti Düyun-ı Umumiye ve reji işleriyle uğraştım. Düyun-ı Umumiye memleketimizin en iyi müessesiydi. Hiçbir müessesemizi bu derece muntazam bir hale sokamamıştık. Meşrutiyet&#8217;ten sonra Düyun-ı Umumiye teşkilatında bazı aksaklıklar olmuşsa da, gene de iyi işliyordu. ( Burada Paşa Hazretleri aslında bir itirafta bulunuyor. 1908&#8242;in Temmuzuna kadar gayet iyi işleyen Devleti Osman-i Meşrutiyet&#8217;le birlikte tam bir enkaza dönüşmenin sinyallerini vermeye başlamıştır. Bir devlet idaresinin nasıl hercü merç olduğunu Ahmet Şerifin Anadolu&#8217;da Tanin adlı kitabında, Mehmet Tevfik Birenin hatıralarında detaylı bir şekilde görülebilir.)</p>
<p>DÜYUNU UMUMİYE&#8217;nin LAĞVEDİLMESİ (s.248)</p>
<p>Alman Büyükelçisi Baron Von Wangenheim, çok kuvvetli bir Yunanistan&#8217;ın veya Bulgaristan&#8217;ın Türkiye&#8217;nin başına bela kesileceğini, her iki devlet arasında muvazene bulunmasının şart olduğunu, Avusturya&#8217;nın , Sırbistan&#8217;a olan düşmanlığından dolayı Bulgaristan&#8217;ı kayıtsız şartsız tutması hususunda Berlin&#8217;in ayrı fikir beslemediğini söyledi. Fransa Sefiri girdi:<br />
-	Yarın Paris&#8217;e gidiyorum, dedi; arzı vedaa geldim. Borçlarınız bir müddet sonra ödenecek ve duyunu umumiye idaresi lağvedilecektir. Fakat bu çok mükemmel bir idaredir. Onu örnek alarak maliyenizi ıslah etmenizi, bir dost sıfatıyla söylemeye cüret ediyorum. <br />
Mösyö Bompard&#8217;ın son mütaalası yerindeydi. Fakat bir şey söylemedim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/mahmut-sevket-pasa/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadı Burhaneddin&#160;</title>
		<link>http://www.amabak.com/kadi-burhaneddin</link>
		<comments>http://www.amabak.com/kadi-burhaneddin#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 02:05:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[1344 yılındaKayseri&#8217;de doğdu. Asıl adı Burhaneddin Ahmed&#8217;dir. Babası, zamanın Kayseri kadısıdır. İlköğrenimini babasından aldı. Babasıyla birlikte gittiği Mısır&#8217;da İslâmî ilimler, astronomi ve tıp öğrenimi gördü. 19 yaşında hacca gitti. Babasının yerine Kayseri kadılığına getirildi. Kayseri&#8217;de hüküm süren Eretnaoğullarına vezirlik yaptı. Sivas&#8217;ta sultanlığını ilan etti. 18 yıl hükümdarlık yaptı.1398 yılında Akkoyunlular&#8217;la giriştiği mücadelede pusuya düşürülerek Sivas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1344 yılındaKayseri&#8217;de doğdu. Asıl adı Burhaneddin Ahmed&#8217;dir. Babası, zamanın Kayseri kadısıdır. İlköğrenimini babasından aldı. Babasıyla birlikte gittiği Mısır&#8217;da İslâmî ilimler, astronomi ve tıp öğrenimi gördü. 19 yaşında hacca gitti. Babasının yerine Kayseri kadılığına getirildi. Kayseri&#8217;de hüküm süren Eretnaoğullarına vezirlik yaptı. Sivas&#8217;ta sultanlığını ilan etti. 18 yıl hükümdarlık yaptı.1398 yılında Akkoyunlular&#8217;la giriştiği mücadelede pusuya düşürülerek Sivas surları önünde başı kesilerek öldürüldü. </p>
<p>ESERLERİ<br />
Azerî lehçesiyle yazdığı şiirlerinin toplandığı Dîvân&#8217;ı Türk Dil Kurumu tarafından bastırıldı (1944).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/kadi-burhaneddin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmed Reşid&#160;Şahingiray</title>
		<link>http://www.amabak.com/mehmed-residsahingiray</link>
		<comments>http://www.amabak.com/mehmed-residsahingiray#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 03:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Kafkasya&#8217;nın Adigey yöresinde bir Bjeduğ köyünde doğdu (1873). Hanakhe adını taşıyan ailesi 1874 yılında Osmanlı topraklarına göç etmişti. Öğrenimini İstanbul&#8217;da Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi, Kuleli Askeri İdadisi ve Askeri Tıbbiye&#8217;de yaptı. Üniversite öğrenimi sırasında, daha sonraları Osmanlı Devletinin kaderine hakim olacak olan &#8220;İttihad-ı Osmani Cemiyeti&#8221; (İttihad ve Terakki Partisi) adlı gizli cemiyetin kurucuları arasında yer aldı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kafkasya&#8217;nın Adigey yöresinde bir Bjeduğ köyünde doğdu (1873). Hanakhe adını taşıyan ailesi 1874 yılında Osmanlı topraklarına göç etmişti. Öğrenimini İstanbul&#8217;da Beşiktaş Askeri Rüşdiyesi, Kuleli Askeri İdadisi ve Askeri Tıbbiye&#8217;de yaptı. Üniversite öğrenimi sırasında, daha sonraları Osmanlı Devletinin kaderine hakim olacak olan &#8220;İttihad-ı Osmani Cemiyeti&#8221; (İttihad ve Terakki Partisi) adlı gizli cemiyetin kurucuları arasında yer aldı (1889).</p>
<p>Askeri Tıbbiye&#8217;yi bitirdikten sonra doktor yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı ve Haydarpaşa Hastahanesinde Zührevi Hastalıklar ihtisası yaptı. 1897 yılında devrimci faaliyetleri nedeniyle tutuklanarak Trablusgarb&#8217;a (Libya) sürüldü. On yıl süreyle buradaki sürgünlerin lideri olarak çalışmalarını sürdürdü. Sürgündeki Osmanlı basınında yayımlanan yazıları ve yazışmalarında &#8220;Çerkes Lali&#8221;, &#8220;Cevri&#8217;, &#8220;Şahingiray&#8221; vb. takma adlar kullanıyordu.</p>
<p>1908 Meşrutiyetinin ilanından sonra askerlikten ayrılarak yönetim görevlerine geçti. Çeşitli yerlerde kaymakamlık, mutasarraflık; valilik yaptı (1909-1917). Osmanlı topraklarındaki Kafkas sürgünleri tarafından oluşturulan &#8220;Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti&#8221;, &#8220;Şimali Kafkas Cemiyeti&#8221;, &#8220;Kafkasya İstiklal Komitesi&#8221; vb. politik ve kültürel örgütlerde aktif görevler almıştır. Mütareke döneminde, Osmanlı hükümetince savaş yıllarında uygulanan Ermeni sürgünü ve kırımının sorumlularından biri sayılarak tutuklandı. Tutuklu bulunduğu sırada yayınlanan &#8220;Sebat&#8221; (1919) adlı kitabıyla kendisine yöneltilen suçlamalara açıklık getirmeye çalıştı ise de bu kitap hükümet tarafından toplatıldı. Tutukevinden kaçtı, yakalanacağını anladığı bir anda kendini öldürmek suretiyle yaşamına son verdi (6 Şubat 1919).</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>Dr. Mehmed Reşid Bey&#8217;in küçük yaşlardan başlayarak yazdığı anılarından bir bölümü sağlığında &#8220;Cevri&#8221; takma adıyla yayınlanmıştır: &#8220;İnkılap Niçin ve Nasıl Oldu?&#8221; (Mısır 1909). Anılarındaki bazı bölümler ise ölümünden sonra yayımlanmış bulunmaktadır: &#8220;Dr. Reşid Bey ve Hatıraları&#8221; (Yakın Tarihimiz, Cilt: 3), &#8220;İttihat ve Terakkinin Kurucu Üyelerinden Dr. Reşid Bey&#8217;in Hatıraları, Sürgünden İntihara&#8221; (İzmir 1992, İstanbul 1993)&#8230;</p>
<p>
HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>1.Dr. Mehmed Reşid Şahingiray Hayatı ve Hatıraları<br />
 -İttihad ve Terakki Dönemi ve Ermeni Meselesi- <br />
Nejdet Bilgi <br />
Akademi Kitabevi </p>
<p>&#8230; Reşid Bey&#8217;in hayatı Osmanlı Devleti&#8217;nin son dönemiyle paralel olarak sıkıntılı ve karmaşık sayılabilir. Aslında bu durum Reşid Bey&#8217;e mahsus da değildir. Osmanlı&#8217;nın son yılları bütünüyle Türk toplumunun sıkıntılı ve çalkantılı yıllarıdır. Reşid Bey Osmanlı&#8217;nın son yıllarına damgasını vuran Jön Türk hareketi ve İttihad ve Terakki Cemiyeti içinde şahsi olarak etkili olmakla beraber fazlaca ön planda yer almamıştır. Konuşmaktansa iş yapmayı tercih eden bir uygulama adamı olduğu söylenebilir. Belki de bu yüzden pek fazla kalem oynatmamıştır. Ancak yaşadıklarını bazan notlar halinde, bazan da hatıralar halinde yazdığı gibi, ülke meseleleriyle ilgili raporlar da kaleme alınmıştır&#8230; -Necdet Bilgi-</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/mehmed-residsahingiray/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fuat&#160;Bulca</title>
		<link>http://www.amabak.com/fuatbulca</link>
		<comments>http://www.amabak.com/fuatbulca#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 01:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı komutanlarından ve siyaset adamı Fuat Bulca 1881&#8242;de Selanik&#8217;te doğdu. 1902 yılında Harp Okulu&#8217;nu bitirdi. 1911 yılında Trablusgarp, 1912 yılında Balkan Savaşlarına katıldı. I. Dünya Savaşı&#8217;nda Suriye Cephesinde İngilizlere esir düştü. Kurtuluş Savaşı&#8217;na 11. Tümen komutanı olarak katıldı. 1921 yılında Ankara Komutanlığı görevini üstlendi. Albay olduğu 1927 yılı içinde de emekli oldu. Atatürk&#8217;ün akrabası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurtuluş Savaşı komutanlarından ve siyaset adamı Fuat Bulca 1881&#8242;de Selanik&#8217;te doğdu. 1902 yılında Harp Okulu&#8217;nu bitirdi. 1911 yılında Trablusgarp, 1912 yılında Balkan Savaşlarına katıldı. I. Dünya Savaşı&#8217;nda Suriye Cephesinde İngilizlere esir düştü. Kurtuluş Savaşı&#8217;na 11. Tümen komutanı olarak katıldı. 1921 yılında Ankara Komutanlığı görevini üstlendi. Albay olduğu 1927 yılı içinde de emekli oldu. Atatürk&#8217;ün akrabası ve yakın arkadaşı olan Fuat Bulca 1923-1934 yılları arasında Rize, 1934-1939 yılları arasında da Çoruh Milletvekiliği yaptı. Ayrıca Türk Hava Kurumu Başkanlığı da yaptı. Hizmetlerinden ötürü İstiklal Madalyası alan Fuat Bulca 1962 yılında öldü.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/fuatbulca/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atilla&#160;Sandıklı</title>
		<link>http://www.amabak.com/atillasandikli</link>
		<comments>http://www.amabak.com/atillasandikli#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 00:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Yazar - E. Dz. P. Kur. Kd. Alb. 
(d. 1957, İzmir)
1976 yılında (İzmir) Atatürk Lisesinden mezun olduktan sonra Kara Harp Okuluna girdi. Sırasıyla Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler akademisinde eğitimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde, Marmara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Uluslararası İlişkiler Bölümünde doktora dersleri aldı. Müteakiben İstanbul Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazar - E. Dz. P. Kur. Kd. Alb. <br />
(d. 1957, İzmir)</p>
<p>1976 yılında (İzmir) Atatürk Lisesinden mezun olduktan sonra Kara Harp Okuluna girdi. Sırasıyla Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler akademisinde eğitimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde, Marmara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Uluslararası İlişkiler Bölümünde doktora dersleri aldı. Müteakiben İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktorasına devam etti.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde karargah subayı ve komutan olarak görev yaptı. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde müşavirlik, Harp Akademileri Komutanlığında uluslararası ilişkiler öğretim üyesi ve uluslararası ilişkiler bölüm başkanlığı görevlerinde bulundu. Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Merkezinin kuruluşunda görev aldı ve bir süre bu enstitünün müdürlüğünüde yaptı. Emekli oldu ve Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezinin kuruluşunda genel müdür olarak görev aldı. </p>
<p>Çok sayıda ulusal ve uluslararası sempozyum ve kongrenin düzenlenmesinde birinci derece önemli görevler üstlendi. Çeşitli makaleleri ve 12 kitabı yayınlandı. Askeri ve sivil yaşantısında madalya dahil çok sayıda başarı ödülü aldı. Halen Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Müdürlüğü görevine ve Stratejik Öngörü Dergisinin editörlüğüne devam etmektedir.</p>
<p>İngilizce ve Fransızca bilen Atilla SANDIKLI evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/atillasandikli/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hüseyin&#160;Arı</title>
		<link>http://www.amabak.com/huseyinari</link>
		<comments>http://www.amabak.com/huseyinari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 May 2008 01:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Konya Milletvekili-
KONYA - 1947, Halil İbrahim, Zekiye - Kara Harp Okulu, Tank Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi - Almanca, Orta Arapça - Kurmay Subay - Kurmay Albay, 58 inci Tümen Kurmay Başkanı - XX nci Dönem Konya Milletvekili - Evli, 2 Çocuk.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Milletvekili-</p>
<p>KONYA - 1947, Halil İbrahim, Zekiye - Kara Harp Okulu, Tank Okulu, Kara Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi - Almanca, Orta Arapça - Kurmay Subay - Kurmay Albay, 58 inci Tümen Kurmay Başkanı - XX nci Dönem Konya Milletvekili - Evli, 2 Çocuk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.amabak.com/huseyinari/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
